|
| |||||||||||
| Anasayfa | Forum | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı Üye Olun / Üye Girişi | |||||||||||
Arama |
Akkavşaktepe Doğa Yürüyüşü ve Dikkat ÜzerineDoğa sporlarında (bu aslında yaşamın her alanında geçerli) faaliyet tamamen sona erinceye kadar dikkati elden bırakmamak önemli.
14 Şubat 2009 sabahı “sevgili doğa”’mız ile birlikte olabilmek için her zamanki faaliyet başlangıç yerimiz olan Gebze ilçe merkezi Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi’in önünden arkadaşımız Cemal Bey’in yönetimindeki minibüsle 12 “doğasever”Bolu il sınırları içinde kalan Akkavşaktepe bölgesine gitmek üzere saat 07.10 sıralarında yola koyulduk.Hareket başlangıcının hemen sonrasında Hasan Bey’in faaliyetin gerçekleştirileceği bölgenin coğrafi özellikleri hakkında kısa bilgi vermesini müteakip ikili,dörtlü,yedili onikili sohbetler başladı.Ekibin keyfi havanın şimdilik yağışsız,ayrıca kar olan bir bölgede faaliyet gerçekleştirilecek olması nedeni ile yerindeydi. Esas itibari ile pek yakın olmayan faaliyetin araçsız başlangıç yerinden önceki kahvaltı yapılacak olan Dokurcun kasabasına zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan ulaştık.Aramızda tecrübeli bir dağcı ve eğitmen olan Hayati Bey’in de olması diğer ekip üyelerine ayrı bir keyif vermişti. Dokurcun’da daha önceki faaliyetlerde de kahvaltı için uğradığımız kahvede yeni demlenmiş çay eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra bizler tok kahve işletmecisi memnun vaziyette tekrar yola koyulduk. Yaklaşık yarım saatlik Mudurnu istikametine yolculuktan sonra Mudurnu yolunun güneyinde kalan vadi içi yoldan ulaşılan Çağşak köyüne ulaşıp yürüyüş başlangıç yerimizi belirledik.Geçim kaynağı hayvancılık özellikle sanayi tipi tavukçuluk olduğu anlaşılan orman kıyısında bir köy olan Çağşak’da zamana direnmeyi kısmen başarmış,ancak köyün verdiği göçler nedeni içinde oturanın olmadığı yöresel mimari tarzı hissettirir nitelikte mütevazi ahşap ev örnekleri de gördük.Aracı bıraktığımız yerde karşılaşılan köy ahalisinden birkaç kişi ile nereden geldiğimiz ve kim olduğumuza dair kısa bir tanışma konuşmasını müteakip yürünecek rota hakkında da bilgi alarak yola koyulduk. Yaklaşık 700- Yürüdüğümüz hattan hem güney hem kuzey taraf çok net görünüyordu.Dönüşte yine köyde yaşayanlardan öğrendiğimize göre yürüdüğümüz sırt Mudurnu ve Göynük ilçelerinin sınırı imiş.Karlı olan sırt hattından batıya bakıldığında Sülüklügöl çukurunun kuzeydoğu sırtı da net görünüyordu.yürüme mesafesi ile 2,5 saat kadar uzağımızda idi. Sırtın doğu ucundaki 1652 metrelik son tepeye ulaştıktan sonra kısmen karlı ancak belirgin şekilde kayalık kuzey yamaçtan dönüş için inişe geçtik.Yaklaşık bir km.lik etabın ortalarına ulaştığımızda eğim yaklaşık 60 dereceye ulaştı,alt kısımda ise nispeten az eğimli,orman kıyısına yaklaşıldığında ise düzleşen karlı alan vardı.Kayalık iniş etabı bittiğinde ilk metreler yüründükten sonra “çoğumuzun içindeki çocuk” yeniden harekete geçti ve aşağının iyice düz olmasının verdiği rahatlık ile zorlu etabın aşılmış olmasının verdiği güvenle okul çıkışı çantasına oturup kayan haylaz ilkokul öğrencisi edası ile (doğduğum ilçede 70’li yıllarda ilkokula giderken kış günlerinde okul çıkışı alüminyum iskeletli okul çantasına oturup kaymak öğrenciliğin şanındandı,şimdi ilçelere ne kar yağıyor,ne öyle öğrenci kaldı ne de o çantalar…) sırt çantalarına arkamızı dayayıp karın üstüne doğrudan oturup birer birer kaymaya başladık.Sanırım 4. veya 5. kişiydim,sevgili Serhat’ın “hadi sende kay”şeklinde gaz vermesi (gaza gelmemek lazım) ile bende oturdum,başladım kaymaya.10- Ardından ekibin tamamı kayarak inmeyi tamamladı,o an itibari ile şiddetini tam hissedemediğim travma geçirmiş bacakla yürüyüşün son yarım saatlik kısmını ekibin diğer üyeleri ile birlikte başlayan yağmur altında saat 16.50 tamamlayıp 17.10 sıralarında dönüşe geçtik.Dokurcun’da çay molasını müteakip 18.20’de tekrar hareket ettik ve saat 20 .00 sıralarında Gebze’ye ulaşmamızla faaliyet son buldu. Bana gelince;bacaklardaki soğuma ile birlikte bacaktaki travma etkisini hissettirmeye başladı,ağrı şiddetlendi.Ertesi sabah gittiğim ortopedi uzmanının muayenesi ve yapılan tetkiklere göre sol diz iç yan bağda hasar oluşmuş,başlatılan tedavi gereği sol bacağa breys adı verilen ve bacağı hareketsiz tutan bir ortopedi malzemesi takıldı, ayrıca tedavinin en az 3 hafta süreceği belirtildi. Yaşadığım küçük kaza özellikle doğa sporlarında (bu aslında yaşamın her alanında geçerli) faaliyet tamamen sona erinceye kadar dikkati elden bırakmama zorunluluğunu bir kez daha hatırlattı.Doğrudan ve kaliteli ilk sağlık yardımı almanın haberleşme ve ulaşım yetersizlikleri nedeni ile zor olduğu yerleşim yerlerinden uzak doğal alanlarda dikkat zorunluluğu daha fazla ön plana çıkıyor. Sevgililer gününde sevgili doğada olmak sonuçta güzeldi.Sağlıklı şekilde gerçekleştirilecek yeni faaliyetler dileği ile…. 16/02/2010
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır. faruk değirmenci
[ 18 Şubat 2010 11:39 ]
gerçekçi olmam gerekirse bugüne kadar katıldığım en güzel faaliyetlerden birisi oldu..
Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
Son Dakika HaberleriİzlenimlerHava Durumu
![]() Kirazdere Yürüyüşü Yapıldı Dask 2010 Anadolu Dağ Maratonu Kirazdere Yürüyüşü GEDOSK Aladağlar'daydı Tepemanayır-Hacıllı Yürüyüşü |
|||||||||