Anasayfa | Forum | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı                                                                                          Üye Olun / Üye Girişi

GEDOSK Bilgileri

     - Yönetim Kurulu      - Üyeler      - Tüzük

Arama


Gelişmiş Arama

Akkavşaktepe Doğa Yürüyüşü ve Dikkat Üzerine

Doğa sporlarında (bu aslında yaşamın her alanında geçerli) faaliyet tamamen sona erinceye kadar dikkati elden bırakmamak önemli.

Kategori  Kategori : Faik ATEŞ
Yorumlar  Yorum Sayısı : 4
Okunma  Okunma : 186
Tarih  Tarih : 17 Şubat 2010 13:02

14 Şubat 2009 sabahı “sevgili doğa”’mız ile birlikte olabilmek için her zamanki faaliyet başlangıç yerimiz olan Gebze ilçe merkezi Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi’in önünden arkadaşımız Cemal Bey’in yönetimindeki minibüsle 12 “doğasever”Bolu il sınırları içinde kalan Akkavşaktepe bölgesine gitmek üzere saat 07.10 sıralarında yola koyulduk.Hareket başlangıcının hemen sonrasında Hasan Bey’in  faaliyetin gerçekleştirileceği bölgenin coğrafi özellikleri hakkında kısa bilgi vermesini müteakip ikili,dörtlü,yedili onikili sohbetler başladı.Ekibin keyfi havanın şimdilik yağışsız,ayrıca kar olan bir bölgede faaliyet gerçekleştirilecek olması nedeni ile yerindeydi.

                  Esas itibari ile pek yakın olmayan faaliyetin araçsız başlangıç yerinden önceki kahvaltı yapılacak olan Dokurcun kasabasına zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan ulaştık.Aramızda tecrübeli bir dağcı ve eğitmen olan Hayati Bey’in de olması diğer ekip üyelerine ayrı bir keyif vermişti.

                  Dokurcun’da daha önceki faaliyetlerde de kahvaltı için uğradığımız kahvede yeni demlenmiş çay eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra bizler tok kahve işletmecisi memnun vaziyette tekrar yola koyulduk.

                  Yaklaşık yarım saatlik Mudurnu istikametine yolculuktan sonra Mudurnu yolunun  güneyinde kalan vadi içi yoldan ulaşılan Çağşak köyüne ulaşıp yürüyüş başlangıç yerimizi belirledik.Geçim kaynağı hayvancılık özellikle sanayi tipi tavukçuluk olduğu anlaşılan orman kıyısında bir köy olan Çağşak’da zamana direnmeyi kısmen başarmış,ancak köyün verdiği göçler nedeni içinde oturanın olmadığı yöresel mimari tarzı hissettirir nitelikte mütevazi ahşap ev  örnekleri de gördük.Aracı bıraktığımız yerde karşılaşılan köy ahalisinden birkaç kişi ile nereden geldiğimiz ve kim olduğumuza dair kısa bir tanışma konuşmasını müteakip yürünecek rota hakkında da bilgi alarak yola koyulduk. Yaklaşık 700-800 metre uzaktaki yukarı mahalleyi geçtikten sonra güney yönünde orman kıyısındaki tarlaların kenarından geçerek doğu- batı hattında uzanan tepelere doğru yürüyüşe devam ettik. Yükseklikle birlikte zeminde kar da başladı,ancak yaklaşık son bir haftadır havanın sıcak olması karları oldukça azaltmıştı.yağışsız ancak bulutlu bir havada ilk önce batı tarafta bulunan kuzey yönü tamamen karla kaplı 1614 metrelik tepeye çıktık.Sırt hattı olduğu için güneydoğudan esen oldukça kuvvetli rüzgarlı alanda kısa bir süre kaldıktan sonra tepeye çıkarken yamaçta kar olması nedeni ile planlanan  Hayati Bey’in vereceği temel kış dağcılığı eğitimi için karlı kuzey yamaca indik.Özellikle kazma ile bireysel emniyet alma,sert kar veya buzda düşülmesi halende kazma yardımı ile emniyetli şekilde kaymadan durabilme,ip yardımı ile temel iniş eğitimi temel ip düğümleri konusunda verilen eğitim ve ardından eğitimin arkasına sığınılarak bir kısım arkadaşlarımızın (!) (ben dahil) kendilerini sereserpe karların üzerine atıp çocukluklarına geri dönmelerini müteakip yamacın altındaki karsız bölgede öğle yemeği sonrasında tekrar sırt hattına çıkarak bu kez doğu yönüne yürüyüşe devam ettik.

                 Yürüdüğümüz hattan hem güney hem kuzey taraf çok net görünüyordu.Dönüşte yine köyde yaşayanlardan öğrendiğimize göre yürüdüğümüz sırt Mudurnu ve Göynük ilçelerinin sınırı imiş.Karlı olan sırt hattından batıya bakıldığında Sülüklügöl çukurunun kuzeydoğu sırtı da net görünüyordu.yürüme mesafesi ile 2,5 saat kadar uzağımızda idi.

                  Sırtın doğu ucundaki 1652 metrelik son tepeye ulaştıktan sonra kısmen karlı ancak belirgin şekilde kayalık kuzey yamaçtan dönüş için inişe geçtik.Yaklaşık bir km.lik etabın ortalarına ulaştığımızda eğim yaklaşık 60 dereceye ulaştı,alt kısımda ise nispeten az eğimli,orman kıyısına yaklaşıldığında ise düzleşen karlı alan vardı.Kayalık iniş etabı bittiğinde ilk metreler yüründükten sonra “çoğumuzun içindeki çocuk” yeniden harekete geçti ve aşağının iyice düz olmasının verdiği rahatlık ile zorlu etabın aşılmış olmasının verdiği güvenle okul çıkışı çantasına oturup kayan haylaz ilkokul öğrencisi edası ile (doğduğum ilçede 70’li yıllarda ilkokula giderken kış günlerinde okul çıkışı alüminyum iskeletli okul çantasına oturup kaymak öğrenciliğin şanındandı,şimdi ilçelere ne kar yağıyor,ne öyle öğrenci kaldı ne de o çantalar…) sırt çantalarına arkamızı dayayıp karın üstüne doğrudan oturup birer birer kaymaya başladık.Sanırım 4. veya 5. kişiydim,sevgili Serhat’ın “hadi sende kay”şeklinde gaz vermesi (gaza gelmemek lazım) ile bende oturdum,başladım kaymaya.10-15 metre ilerdeki altımı törpülemeye aday taş çıkıntısını görüp yavaşlayıp taşa varmadan ayağa kalkayım derken çantanın ağırlığı ve haylaz talebelik yıllarım geride kalırken gövdemin ağırlaşması nedeni ile topuğum kara gömüldü,bir anda kendimi ileriye koşma hazırlığında buldum, ama işbaşında olan fizik kurallarına göre koşma hızıma göre vücudumun ileri doğru kazandığı ivme daha fazla olduğundan dengemi yitirdim bu kez düşersem kafamı koruyayım düşüncesi ile son anda tortop olup takla pozisyonu aldım,yere yumuşak sayılacak bir düşüş sonrasında sol ayağım kara battı,hızım tam azalmadığından ileri hareket sonucu ise sol dizim normalin dışında kasıldı ve sonuç bacak acısı…

               Ardından ekibin tamamı kayarak inmeyi tamamladı,o an itibari ile şiddetini tam hissedemediğim travma geçirmiş bacakla yürüyüşün son yarım saatlik kısmını ekibin diğer üyeleri ile birlikte başlayan yağmur altında saat 16.50 tamamlayıp 17.10 sıralarında dönüşe geçtik.Dokurcun’da çay molasını müteakip  18.20’de tekrar hareket ettik ve saat 20 .00 sıralarında Gebze’ye ulaşmamızla faaliyet son buldu.

                Bana gelince;bacaklardaki soğuma ile birlikte bacaktaki travma etkisini hissettirmeye başladı,ağrı şiddetlendi.Ertesi sabah gittiğim ortopedi uzmanının muayenesi ve yapılan tetkiklere göre sol diz iç yan bağda hasar oluşmuş,başlatılan tedavi gereği sol bacağa  breys adı verilen ve bacağı hareketsiz tutan bir ortopedi malzemesi takıldı, ayrıca tedavinin en az 3 hafta süreceği belirtildi.

                 Yaşadığım küçük kaza özellikle doğa sporlarında (bu aslında yaşamın her alanında geçerli) faaliyet tamamen sona erinceye kadar dikkati elden bırakmama zorunluluğunu bir kez daha hatırlattı.Doğrudan ve kaliteli ilk sağlık yardımı almanın haberleşme ve ulaşım yetersizlikleri nedeni ile zor olduğu  yerleşim yerlerinden uzak doğal alanlarda dikkat zorunluluğu daha fazla ön plana çıkıyor.

                 Sevgililer gününde sevgili doğada olmak sonuçta güzeldi.Sağlıklı şekilde gerçekleştirilecek yeni faaliyetler dileği ile…. 16/02/2010

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

rengin/korhan kırcalı [ 21 Şubat 2010 00:39 ]

Hatırası bol bir yürüyüş olmuş.Geçmiş olsun.

faruk değirmenci [ 18 Şubat 2010 11:39 ]

gerçekçi olmam gerekirse bugüne kadar katıldığım en güzel faaliyetlerden birisi oldu..
hem eğitici ,hemde gerçekten eğlendirici oldu..
beraber çok güldük..))
bize eğitim verdiği için Hayati beye
ve katılan tüm arkadaşlara teşekkürler..

Şükran [ 17 Şubat 2010 20:39 ]

Geçmiş olsun.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Faik ATEŞ

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

İzlenimler

Hava Durumu

Anket

Facebook Sayfamıza Üye misiniz?



Tüm Anketler


Kirazdere Yürüyüşü Yapıldı

Dask 2010 Anadolu Dağ Maratonu

Kirazdere Yürüyüşü

GEDOSK Aladağlar'daydı

Tepemanayır-Hacıllı Yürüyüşü